RUS BİLİM ADAMLARININ FOTON KUŞAĞINA BAKIŞI


2115925382_n

Sadece gizemli diye Maya uygarlığının yazıtlarındaki kehanetlerin gerçekleşeceğine inanmak bilim kesimlerine beklide imkansız geliyor.Ancak olaya bilimsel açıdan yaklaşıldığında Rusya’da ve 51. bölgede yapılan araştırmalar bu 21.12.2012 kehanetlerini destekler nitelikte.2012 ve Foton Kuşağı hakkında çalışmalarını sürdüren Rus Ulusal Bilim Akademisi evren de bugüne kadar görülmeyen çok önemli değişimleri gözlemlediklerini ifade ediyorlar.

Bu bilimsel grubun sözcüsü konumunda olan Dr. N.Dmitriev ,Güneş sistmi,Güneş ve gezegenlerin çok hızlı bir değişim içinde olduğunu ve bugüne kadar görülmemiş bir gelişime uğradığını ifade ediyor.Bununda evrenin merkezinden yaklaşmakta olan büyük bir enerjinin varlığını doğrulayabileceğini ifade ediyor.

EVRENDEKİ ÖNEMLİ DEĞİŞİMLER
Yaklaşan bu enerjiye karşı gezegenlerin kendi önlemlerini almaya başladıkları da gözlemleri arasında.Örnek olarak Dünyamızın Uydusu Ay kendi atmosfer sistemini oluşturmakta,Hayat varmı yokmu araştırmalarının odağı olan Mars gezegeninin atmosfer Kalınlığı gün geçtikçe artmakta,Dünyamızın atmosferindeki Hidroksit oranıda günden güne belirgin bir şekilde artış göstemekte ve bunun nedeninin küresel ısınma,sera etkileri vs. olamayacağı vurgulanıyor.Ve yine gözleniyorki bu atmosferler fazla enerjilerini sürekli boşaltıyorlar.Ayrıca Uranüs,Venüs ve jupiter gibi gezegenlerde yoğun manyetik alan oluşumu ve bu gezegenlerin parlaklıklarının sürekli artışta olduğu gözlemlenen sonuçlar arasında.Günümüzde arttığı tüm insanlar tarafından da fark edilebilen depremler,volkanik aktivasyonlar,seller,tufanlar gibi doğal afetler elbetteki bir tesadüf sonucu artış veya azalış göstermiyor.Dr.N.Dmitriev dikkat çektiği bu husus Güneşteki değişimler ile Dünya arasındaki bağlantı.Bundan 10bin yıl önce böyle bir değişim olduğunun bilindiğini söyleyen Dmitriev ,Uzayda çok yüksek enerjide ve titreşimi sürekli artan bir manyetik alana girmekte olduğumuz sonucuna vardıklarını vurguluyor.Bunların birçok yetkili bilim çevreleri tarafından da gözlemlendiğini ancak birçok bilginin gün ışığına çıkarılmadığı da söyledikleri arasında.
Sibiryadaki bu akadaminin varmış olduğu sonuç foton kuşağına işaret ediyor.Ve bu yüksek enerjili kuşağa geçişin sonucunda gezegenlerin desteklediği yaşam biçimine etkileri anlatılıyor.Bu enerji sürecinde canlılardaki iki sarmallı DNA spirallerinin mutasyonlarla birlikte on iki ye çıkacağı ifade ediliyor.
Rus Ulusal Bilim Akademisinin ortaya koyduğu bu çalışma ve varlığını desteklediği bu boyutta bir enerjinin zaten gerek hücresel gerek ruhsal bazda yapacağı değişimler kaçınılmaz olur.Bugün çevremize baktığımızda sosyal olarak değişen bir insanlık ,günden güne düzenini yitiren bir çevre,iklim,doğa vs. zaten görünüyor.Bunun sonucunda toplu bir değişim şart gibi duruyor.
Şimdide Amerikanın açıklamaları
Dünyamıza Kozmik Işın Yağıyor
Kozmik ışınlar Dünya üzerinde elde edilemeyecek kadar yüksek enerjili ve yüklü,helyum veya proton çekirdeğine benzeyen az miktarda foton ve elektron karışımından oluşan,ışık hızına yakın hareket eden atomaltı parçacıklardır.Uzayda nasıl oluştuğu ve kaynağının ne olduğu günümüzde hala anlaşılamamıştır. Uzayın her yönünden Dünyamıza yağabilen kozmik ışınlar çoğu zaman yeryüzüne kadar inebilmektedir.Ancak dünyamızın manyetik alanından dolayı enerjilerini yitirmekte ve insanlara hasar vermemektedirler.
Son yıllarda ise Dünyamızın maruz kaldığı kozmik ışın yağmurları epeyce artmış,bu da bilim çevrelerini endişeye sevketmiştir.Durumu Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA da “Keşif” başlığıyla duyurduğu haberde,Dünyamızın güneş sistemi dışında kaynağı belirlenemeyen bir yerden gelen kozmik ışınların bombardımanı altında bulunduğunu ifade etmiştir.Nasa bilim adamlarında heyecan yaratan yüksek enerjili yoğun elektron bombardımanının daha öncekilerden farkı ise güneş sistemi dışında farklı bir kaynaktan geldiğinin gözlenmesi ve bu kaynağın ne olduğunun saptanamaması.Louisiana Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. John Wefel ise böyle birşeyin ilk kez görüldüğünü, ışınların kara delikten gelme ihtimali üzerinde durulduğunu ve bunun büyük bir keşif olduğunu vurguluyor.Güneşten gelen kozmik ışınlar genelde atmosferde sapmaya uğrarken,bu ışınların ise nasıl bir etki göstereceği henüz tam olarak bilinmiyor.2012 Söylentilerini her fırsatta reddeden NASA’nın bu ışınlar hakkında yaptığı son incelemeleri bilmiyoruz ancak, NASA kozmik ışınların yüksek enerjili bir şekilde yeryüzüne ulaşması sonucunda insanın genetik yapısı DNA ya etki edebileceği,hücre yapısına ciddi değişiklikler ve bozulmalar doğurabileceği,elektrik,elektronik sitemlere hasarlar verebileceğini belirtiyor.
2012 ye yaklaşık iki yıl kadar bir sürenin kaldığı şu günlerdeFoton kuşağı ve etkilerini hatırlarsak,insan DNA ’sında oluşacağı söylenen değişme ve gelişmeler,2 sarmallı DNA dan 12 sarmallı DNA ya yükseliş,insan hücrelerinin büyüyüp şişmesi, elektriksiz ve karanlık günler vs..ortak noktalar olarak göze çarpıyor ve aceba kozmik ışınlarla foton kuşağını ve 2012 yi ilişkilendirebilirmiyiz diye düşünmeden edemiyoruz.Tabi bizim düşünce ve yorumlarımız bi yana işin uzmanları önümüze nasıl bir tablo koyacak şuan için onu beklemek zorundayız.

 

Реклама
Автор: Teymur Kasamanli Рубрика: TURKIS